Ein schöner Morgen heute, oder? (Bugün güzel bir sabah, değil mi?)
Und deine Tante, wann besuchst du sie wieder? (Peki teyzen, onu ne zaman tekrar ziyaret edeceksin?)
Und ihr, was macht ihr am Wochenende? (Peki siz, hafta sonu ne yapıyorsunuz?)
Nominativ’e “nötr hâl” denir, çünkü cümledeki hiçbir fiil ya da edat onu etkilemez.
Sözlükte bir ismi aradığında gördüğün biçim de budur (der Tisch, die Tasche, das Bett). Yukarıdaki cümlelerde isim ya da zamir, günlük konuşmada sık yaptığımız gibi önce konu olarak ortaya atılır: “Peki teyzen, onu ne zaman ziyaret edeceksin?” Türkçede de aynı şeyi yaparız. İsim başta tek başına durduğu için Nominativ’dedir. Ama konuşmanın devamında sie zamiri cümlenin içinde nesne görevi gördüğü için Akkusativ konumundadır (dişil olduğu için biçimi aynı kalır; eril olsaydı ihn olurdu). Yani aynı kişi, cümlenin iki ayrı yerinde iki ayrı hâlde olabilir.
Örnekler:
Ein kalter Winter dieses Jahr, was? (Bu yıl soğuk bir kış, ha?)
Und dein Chef, wie findest du ihn? (Peki patronun, onu nasıl buluyorsun?)
Und du, hast du schon Hunger? (Peki sen, acıktın mı?)
Der Döner da drüben, der ist echt gut! (Şuradaki döner, gerçekten iyi!)
Dein Hund, füttert du ihn selbst? (Köpeğin, onu kendin mi besliyorsun?)
Aynısı, kendisine seslenilen kişi ve şeyler ile ünlemler için de geçerlidir:
Wie geht’s dir, mein Freund? (Nasılsın, dostum?)
Frau Schneider, Ihr Taxi ist da! (Bayan Schneider, taksiniz geldi!)
Du meine Güte! (Aman Allah’ım!)
Der freche Kerl! (Şu arsız herif!)
Birine seslenirken ya da bir ünlem yaparken kelimeyi cümlenin geri kalanından bağımsız söyleriz.
Türkçede “Ahmet!”, “Anne!” ya da “Şu trafik!” derken kelimelere hâl eki eklemeyiz; Almancada da aynı şekilde yalın hâl kullanılır. Bu yüzden Der freche Kerl! ünleminde der Nominativ artikelidir, çünkü cümle kimseye bağlı değildir.
Örnekler:
Komm schnell, mein Schatz! (Çabuk gel, hayatım!)
Herr Meyer, Ihr Termin beginnt gleich! (Bay Meyer, randevunuz birazdan başlıyor!)
Papa, kannst du mir helfen? (Baba, bana yardım edebilir misin?)
Opa, hast du Durst? (Dede, susadın mı?)
Frau Doktor, kommen Sie bitte! (Doktor Hanım, lütfen gelin!)
Dieser Lärm! (Şu gürültü!)
Die arme Katze! (Zavallı kedi!)
Yalın hâl, isim öbeğinin cümlenin ana çerçevesinin dışına yerleştirildiği öbeklerde de kullanılır:
als sie an die Kundin dachte, mit der sie gleich telefonieren musste, diese Frau aus dem Reisebüro
(birazdan telefonda konuşmak zorunda olduğu müşteriyi düşündüğünde, seyahat acentesinden şu kadını)
Sie saß am Fenster, die Katze auf dem Schoß.
(Pencerenin yanında oturuyordu, kedi kucağında.)
Son örnekteki türden mutlak öbek esas olarak resmî, özellikle edebî Almancada görülür; diğer dil kullanımları genellikle mit ile kurulan bir yapıyı tercih eder, ör. mit der Katze auf dem Schoß.
Ek açıklamlar, cümleye ek bir sahne ayrıntısı katan, ama cümlenin fiiline bağlı olmayan bir isim öbeğidir.
Fiile bağlı olmadığı için fiil ona bir hâl vermez ve öbek Nominativ’de kalır. Türkçede de buna benzer bir anlatım vardır: “Kapıda durdu; elinde bir buket çiçek.” Buradaki “elinde bir buket çiçek” kısmı ayrı bir resim gibi cümleye eklenir.
Almancada die Katze auf dem Schoß tam olarak böyle çalışır. Bu yapı daha çok kitaplarda ve resmî yazılarda görülür. Günlük konuşmada ise bunun yerine çok daha yaygın olan çözüm mit + Dativ kullanmaktır. mit Dativ edatı olduğu için artikel değişir (die Katze → der Katze). Çoğul isimlerde Dativ’de ayrıca -n eklenir (die Hände → den Händen).
Örnekler:
Er stand an der Haltestelle, der Rucksack auf dem Rücken. (Durakta duruyordu, sırt çantası sırtında.)
Sie saß im Bus, die Kopfhörer in den Ohren. (Otobüste oturuyordu, kulaklıklar kulaklarında.)
Der Junge kam nach Hause, der Fußball unter dem Arm. (Çocuk eve geldi, futbol topu koltuğunun altında.)
Wir gingen durch die Stadt, die Tüten in beiden Händen. (Şehirde yürüdük, iki elimizde poşetler.)
Edebî ve günlük kullanım karşılaştırması:
| Edebî (mutlak öbek, Nominativ) | Günlük (mit + Dativ) |
| Sie saß am Fenster, die Katze auf dem Schoß. | Sie saß am Fenster mit der Katze auf dem Schoß. |
| Er stand an der Haltestelle, der Rucksack auf dem Rücken. | Er stand an der Haltestelle mit dem Rucksack auf dem Rücken. |
| Sie saß im Bus, die Kopfhörer in den Ohren. | Sie saß im Bus mit den Kopfhörern in den Ohren. |
